Bilgi Mimarlık olarak Bakırköy’de mimari proje, iç tasarım ve kentsel dönüşüm alanlarında profesyonel hizmet sunuyoruz. Ekibimiz ve vizyonumuz hakkında bilgi alın.
Kentsel Dönüşüm · Dünya Bankası Destekli Proje Analizi
Türkiye'nin kentsel dönüşüm stratejisi, artan sismik riskler, aktif fay hatları üzerindeki yapılaşma yoğunluğu ve küresel iklim değişikliğinin getirdiği çevresel tehditler bağlamında köklü, çok boyutlu ve yapısal bir değişime sahne olmaktadır. Dünya Bankası finansmanıyla hayata geçirilen "İklim ve Afetlere Dayanıklı Şehirler Projesi" (İADŞP), kentsel yenileme süreçlerinin finansal, yasal, çevresel ve operasyonel dinamiklerini bütüncül bir yaklaşımla yeniden şekillendirmektedir.
Türkiye'nin kentsel dönüşüm stratejisi, artan sismik riskler, aktif fay hatları üzerindeki yapılaşma yoğunluğu ve küresel iklim değişikliğinin getirdiği çevresel tehditler bağlamında köklü, çok boyutlu ve yapısal bir değişime sahne olmaktadır. Geçmiş yıllarda uygulanan kentsel yenileme modelleri, genellikle kat malikleri ile yüklenici firmalar (müteahhitler) arasındaki serbest piyasa dinamiklerine terk edilmiş, finansman eksiklikleri ve hukuki boşluklar nedeniyle birçok projenin yarım kalmasına ("beton mezarlıklar" sorunu) veya standart dışı inşaatların üretilmesine yol açmıştır.
Bu sistemik zafiyetleri gidermek, kentsel dokuyu daha dirençli hale getirmek ve sürecin finansal mimarisini uluslararası standartlara entegre etmek amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (ÇŞİDB) ve Kentsel Dönüşüm Başkanlığı (KDB) koordinasyonunda yeni bir regülatif dönem başlatılmıştır.
Dünya Bankası'nın dış finansman desteğiyle hayata geçirilen "İklim ve Afetlere Dayanıklı Şehirler Projesi" (İADŞP), kentsel yenileme süreçlerinin finansal, yasal, çevresel ve operasyonel dinamiklerini sıfırdan ve bütüncül bir yaklaşımla yeniden şekillendiren entegre bir model sunmaktadır. Uluslararası finansman kuruluşlarının sıkı regülatif standartlarıyla desteklenen, azami 3.000.000 TL limitli ve piyasa koşullarına göre son derece düşük bir maliyetlendirme olan aylık %0,69 faiz oranına sahip bu yeni kredi mekanizması, hem hak sahiplerinin (kat maliklerinin) yüksek enflasyonist ortamda finansmana erişim problemini çözmeyi hem de yüklenicilerin tahsilat risklerini ortadan kaldırarak sektörel güvenliği ve istikrarı tesis etmeyi hedeflemektedir.
Mevcut serbest piyasa koşullarında ticari bankaların uyguladığı konut kredisi faiz oranlarının aylık %2,79 ve üzeri seviyelerde seyrettiği bir finansal iklimde, %0,69 faizli bu kampanya, salt bir kredi paketi olmaktan çıkarak, devletin ve uluslararası fonların doğrudan barınma hakkını ve can güvenliğini sübvanse ettiği devasa bir makro ihtiyati tedbir paketine dönüşmüştür.
Kentsel dönüşümde kullandırılan ve 1 Kasım tarihi itibarıyla revize edilerek güncellenen 3.000.000 TL'lik kredi desteği, yalıtılmış tekil bir finansman aracı olarak değerlendirilmemelidir. Bu fon, Dünya Bankası tarafından finanse edilen ve Türkiye'de kentsel ekosistemin tamamını dönüştürmeyi hedefleyen geniş çaplı İADŞP'nin temel bir alt bileşenidir.
Projenin coğrafi kapsamı, hem yüksek deprem sismik risk taşıyan hem de sel, kuraklık ve sıcak hava dalgaları gibi iklim krizinin tetiklediği aşırı doğa olaylarına karşı son derece hassas olan yedi pilot ili içerecek şekilde stratejik olarak belirlenmiştir:
Dünya Bankası'nın uluslararası kalkınma hedefleri ve Türkiye'nin ulusal mevzuatının, özellikle 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un entegrasyonuyla oluşturulan proje, birbirini besleyen ve destekleyen beş ana bileşenden oluşmaktadır. Bu mimari, 6306 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesinin üçüncü ve sekizinci fıkraları kapsamında oluşturulmuş olup, uluslararası dış finansman kaynaklarının doğrudan Proje Yönetim Birimi (PYB) ve anlaşmalı bankalar aracılığıyla sisteme enjekte edilmesini sağlamaktadır.
Yeni kentsel dönüşüm destek paketinin finansal yapısı, vatandaşların (hak sahiplerinin) ekonomik dayanma gücünü maksimize ederken, makroekonomik sistemde bir temerrüt (NPL — Non-Performing Loan) dalgası yaratma riskini minimize edecek şekilde ince bir denge üzerine kurgulanmıştır. Bakanlıkça detayları duyurulan ve Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank gibi kamu bankalarının yanı sıra QNB gibi protokol imzalanan kurumlar üzerinden kullandırılacak olan kredi parametreleri, geleneksel bankacılık normlarının ötesinde avantajlar barındırmaktadır.
Kredi mekanizmasının omurgasını oluşturan temel finansal şartlar ve bunların sektörel karşılıkları aşağıdaki tabloda yapılandırılmıştır:
| Kredi Parametresi | Tanımlanan Limit / Oran | Etki Analizi ve Stratejik Gerekçe |
|---|---|---|
| Kredi Üst Limiti | Azami 3.000.000 TL | İnşaat maliyet endekslerinde yaşanan küresel ve yerel artışlar (demir, hazır beton, işçilik vb.) göz önüne alınarak 1 Kasım itibarıyla güncellenen bu limit, kat malikinin cebinden ekstra yüksek meblağlar çıkmadan anahtar teslim bir inşaatı finanse edebilmesi için optimum seviyeye çekilmiştir. |
| Aylık Faiz Oranı | %0,69 (Taban Oran) | Standart piyasa konut kredisi faizlerinin aylık %2,79 ila %3,10 bandında seyrettiği bir piyasada, bu oran devasa bir kamu sübvansiyonunu temsil eder. Faiz yükü minimize edilerek, geri ödeme tutarlarının anaparaya yakın kalması sağlanmaktadır. |
| Vade Süresi | 180 Ay (15 Yıl) | Gayrimenkul finansmanında vade uzatımı, aylık taksit tutarlarının hane halkı bütçesi üzerindeki baskısını (Debt-to-Income ratio) radikal biçimde azaltarak kredinin orta ve alt gelir gruplarına tabana yayılmasını garanti eder. |
| Geri Ödemesiz Dönem | 1 Yıl (12 Ay) | Sürecin en kritik geçiş evresi olan ve malikin hem inşaatı beklediği hem de geçici olarak kira ödemek zorunda kaldığı "çift külfetli" ilk 12 aylık dönemde anapara/faiz ödemesi talep edilmemekte, finansal boğulmaların önüne geçilmektedir. |
Kredinin Dünya Bankası gibi uluslararası bir dış finansman kaynağından sağlanması, fonların batık krediye dönüşmemesi ve uluslararası denetim standartlarından geçebilmesi için son derece katı kredibilite kriterlerinin uygulanmasını beraberinde getirmiştir. Kredi tahsisinin onaylanması için hak sahibi maliklerin aşağıdaki finansal güvenlik duvarlarını aşması yasal bir zorunluluktur:
Kredi kullanacak adayların Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde açık ve devam eden icra kaydı, haciz kaydı veya yasal takip kaydı kesinlikle bulunmamalıdır. Sistemin istikrarı açısından, geçmiş finansal disiplini zayıf olan bireylerin doğrudan bu fonu kullanarak sistemi tıkaması engellenmektedir.
Söz konusu kredinin hesaplanan aylık taksit ödeme tutarının, hak sahibince resmi olarak belgelendirilmiş hane halkı aylık toplam gelirinin %70'ini aşmaması şarttır. Ticari bankalar normal şartlarda bu oranı %40–%50 bandında tutarken, %70 sınırı hem geniş bir kitleye erişim sağlamakta hem de hanenin gıda, sağlık, ulaşım gibi temel idame masrafları için asgari %30'luk bir likidite bırakılmasını yasal güvence altına almaktadır.
İADŞP kapsamındaki 3.000.000 TL'lik kredi paketini devrimsel kılan yeniliklerden biri, salt bir finansman sağlama operasyonu olmanın ötesine geçerek bir "davranışsal dürtme" (behavioral nudge) mekanizması olarak kurgulanmış olmasıdır. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından duyurulan yönergelere göre, standart olarak belirlenen %0,69'luk aylık faiz oranı üzerinden, 4 farklı stratejik kategoride hak sahiplerine yıllık bazda ek faiz indirimleri uygulanmaktadır. Bu indirimler birleştirildiğinde toplamda yıllık 1,25 puana kadar ulaşan devasa bir maliyet avantajı yaratılmaktadır.
Bu indirim mekanizması, hem gelir dağılımı adaletini tesis etmeyi hem de "Avrupa Yeşil Mutabakatı" normları ve sürdürülebilir kentsel hareketlilik vizyonu ile uyumlu olarak binaların karbon ayak izini düşürmeyi ve enerji verimliliğini maksimize etmeyi amaçlamaktadır.
Gayrimenkul sektörünü salt "beton dökmekten" çıkarıp, yenilenebilir enerji kullanan, ısı yalıtımı üst düzeyde, sıfır emisyona yakın yapılar üretmeye iter. Malik, bu finansal teşvik sayesinde müteahhitten A sınıfı bina talep eder.
Regülasyonların belirlediği standartların bir adım ötesine geçerek B sınıfı enerji verimliliği normlarını yakalayan orta-üst sınıf çevre dostu projeleri ödüllendirir.
Projeden birden fazla konutu (yatırım amaçlı gayrimenkulü) olan mülk sahipleri de faydalanabilse de, barınma hakkı en kırılgan olan "tek evi" olan kesime doğrudan bir finansal avantaj sağlanarak sosyal adalet dengesi korunur.
Şehit ve gazi yakınları ile hane reisi kadın olan ailelere yönelik pozitif ayrımcılık kurumsallaştırılmış olup, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal devlet ilkesi doğrudan kredilendirme politikasına yansıtılmıştır.
| Stratejik İndirim Kategorisi | İndirim Oranı | Makro Düzeyde Hedeflenen Stratejik Çıktı ve Etki |
|---|---|---|
| Enerji Kimlik Belgesi (A Sınıfı) | Yıllık %0,50 Puan İndirim | Gayrimenkul sektörünü salt "beton dökmekten" çıkarıp, yenilenebilir enerji kullanan, ısı yalıtımı üst düzeyde, sıfır emisyona yakın yapılar üretmeye iter. Malik, bu finansal teşvik sayesinde müteahhitten A sınıfı bina talep eder. |
| Enerji Kimlik Belgesi (B Sınıfı) | Yıllık %0,25 Puan İndirim | Regülasyonların belirlediği standartların bir adım ötesine geçerek B sınıfı enerji verimliliği normlarını yakalayan orta-üst sınıf çevre dostu projeleri ödüllendirir. |
| Tek Konut Sahipliği ("İlk Evim") | Yıllık %0,25 Puan İndirim | Projeden birden fazla konutu (yatırım amaçlı gayrimenkulü) olan mülk sahipleri de faydalanabilse de, barınma hakkı en kırılgan olan "tek evi" olan kesime doğrudan bir finansal avantaj sağlanarak sosyal adalet dengesi korunur. |
| Özel ve Kırılgan Gruplar | Özel Faiz Avantajı Belirlemesi | Şehit ve gazi yakınları ile hane reisi kadın olan ailelere yönelik pozitif ayrımcılık kurumsallaştırılmış olup, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal devlet ilkesi doğrudan kredilendirme politikasına yansıtılmıştır. |
Kentsel dönüşüm sürecinin bir parçası olmak isteyen vatandaşlar için bu yüksek limitli fon havuzuna erişim, rastgele veya esnek bir başvuruya değil, ardışık adımlardan oluşan sıkı bir hukuki takvime ve belgelendirme zincirine bağlanmıştır.
Vatandaşların karmaşık mevzuat dili, müteahhitlerin asimetrik bilgi avantajı veya olası suiistimaller karşısında mağdur olmaması adına, projenin uygulandığı pilot illerde kapsamlı bilgilendirme ve rehberlik merkezleri oluşturulmuştur.
Hak sahipleri, proje süreci, hak ediş mekanizmaları ve müteahhit sözleşmeleri hakkında ücretsiz danışmanlık almak için sabit ofisleri kullanabilmektedir.
Kocaeli: İzmit Ofisi (Kadıköy Mah. Bağdat Cad.) ve Gebze Ofisi (Gebze Belediyesi Ek Hizmet Binası bünyesinde) aktif olarak hizmet vermektedir.
İstanbul: Üsküdar Kirazlıtepe ve Küçükçekmece Halkalı ofisleri, vatandaşın bürokratik engellere takılmadan doğru yönlendirilmesini sağlamaktadır.
e-Devlet entegrasyonu ile desteklenen ÇŞİDB portalı ve "Kentsel Dirençlilik" internet sitesi üzerinden vatandaşlar; ada, parsel ve ilçe numarası girerek mülklerinin proje kapsamına girip girmediğini anlık olarak sorgulayabilmekte, dijital ortamda başvurularını valide edebilmektedirler.
Ayrıca malikler, ilçe belediyelerinin kentsel dönüşüm müdürlüklerine başvurarak, bölgedeki riskli yapı tespiti yapılmış, henüz müteahhitle anlaşmamış komşu parsellerdeki hak sahipleriyle birleşip ("ada bazlı dönüşüm") daha büyük metrekarelerde, daha verimli binalar üretebilme imkânına da sahiptirler.
Türkiye'deki önceki kentsel dönüşüm denemelerinin (Fikirtepe örneği gibi) en büyük sistemik zafiyeti, yetersiz sermaye birikimine, eksik teknik ekipmana ve zayıf kurumsal hafızaya sahip müteahhit firmaların (halk diliyle "çantacı müteahhitler") sürece dahil olması, işi yarıda bırakması ve devasa hukuki enkazlar yaratmasıydı. İADŞP kapsamında tasarlanan 3.000.000 TL'lik kredi modelinde, "Müteahhit Lisanslama ve Seçim Kriterleri", sürecin en agresif şekilde regüle edilen, adeta bir kalkan vazifesi gören bileşenidir.
Kredi hakkı ve borçlanma malikindir; ancak paranın harcama yetkisi müteahhidin liyakatine, ruhsatına ve ilerleme kapasitesine endekslidir.
Hak sahipleri, piyasada faaliyet gösteren, ancak devlet nezdinde akreditasyonu bulunmayan rastgele bir inşaat firmasıyla sözleşme imzalayıp bu krediden faydalanamazlar. Projenin ana şartlarından biri, maliklerin yalnızca Bakanlığın "ŞANTİYE-M" sistemine (Yapı Müteahhitliği Bilişim Sistemi) kayıtlı ve sınıflandırılmış, geçerli belge numarasına sahip lisanslı müteahhitlerle anlaşma zorunluluğudur. Bu sistem; firmaların vergi borçlarını, SGK prim ödemelerini, geçmiş iş bitirme kapasitelerini, aldığı cezaları ve sermaye yeterliliklerini tek ekranda anlık (real-time) takip eden bir devlet denetim aracıdır.
Müteahhitlerin üstlenebilecekleri kentsel dönüşüm projelerinin büyüklüğü, firmanın kapasitesiyle doğrudan orantılı hale getirilmiştir. Resmi ÇŞİDB 2025/2026 Yılı Yapı Müteahhitliği Yeterlilik Tablosu verilerine göre, firmalar A'dan H'ye kadar harflendirilmiş katı bir hiyerarşiye oturtulmuştur:
| Sınıf | Max. İnşaat Alanı | Kat Limiti | Gerekli Kriter |
|---|---|---|---|
| H | Maksimum 500 m² | Zemin + 2 Kat (1 bodrum hariç) | İş deneyimi aranmaz. Piyasaya yeni giren, kısıtlı sermayeli aktörler. Devasa projelerde yer almaları yasal olarak engellenmiştir. |
| G1 | 52.683 m² | Zemin + 3 kat ve 1 bodrum | Minimum 1.756.125 TL iş deneyim tutarı ibrazı zorunludur. |
| G | 104.489 m² | Zemin + 3 kat ve 1 bodrum | Minimum 3.512.250 TL iş deneyim tutarı ibrazı zorunludur. İş bitirme belgeleri üzerinden titiz hesaplama yapılır. |
| F, E, D, C, B | 140.000 m²'den kademeli artar | Daha kompleks, çok bloklu, yüksek katlı projeler | Yüksek meblağlı geçmiş banka referansları ve devasa bitirilmiş (iskanlı) proje portföyü gerektirir. |
| A | Sınırsız m² | Yükseklik ve metrekare sınırı yok | 678.227 m² ve üzeri iş deneyimi; Türkiye'nin en büyük inşaat konsorsiyumlarını temsil eder. |
Kimi projelerin ölçeği o kadar büyük olabilir ki, yerel müteahhitler güçlerini birleştirerek ihaleyi/projeyi üstlenmek isteyebilir. Bu tip "Adi Ortaklıklar" kurulması durumunda, sorumluluğun flulaşmasını ve "bir şirket battı, diğerinin haberi yoktu" tarzı mağduriyetleri önlemek için sert bir yönetmelik uygulanmaktadır:
Ortaklık yapısındaki firma sayısı en fazla iki (2) olabilir. Çok parçalı konsorsiyumların karar alma süreçlerini tıkamasına izin verilmez.
Kurulan yeni adi ortaklığın sınıf denkliğinin asgari D sınıfı olması şarttır. Yani küçük ölçekli iki G veya H sınıfı firmanın birleşip büyük bir bloğa girmesi mümkün değildir; en az birinin veya toplam kapasitenin güçlü bir D seviyesini yakalaması istenir.
Normal şartlarda Türk Borçlar Kanunu ve ilgili inşaat mevzuatlarına göre çizilen standart sözleşmeler, Dünya Bankası finansmanında yetersiz kalmaktadır. Projeyi üstlenen müteahhit, salt malikle yaptığı kat karşılığı/yapım sözleşmesine ilaveten, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hazırladığı, Çevresel ve Sosyal Yönetim Planı (ÇSYP) ile tam uyumlu özel bir "Ek Taahhütname"yi imzalayarak resmi dosyalara eklemek zorundadır. Bu taahhütname, müteahhidin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına harfiyen uyacağını, şantiyedeki emisyonları kontrol altında tutacağını ve ilerleme takviminden sapmayacağını uluslararası hukuka karşı da taahhüt etmesi anlamına gelir.
İADŞP ve bağlı 3.000.000 TL'lik kredi sisteminin gayrimenkul sektörü üzerindeki en vizyoner, en sarsıcı etkisi, paranın fiziksel olarak el değiştirme sürecinde yarattığı güvenlik devrimidir. Klasik düzende banka krediyi onayladığında para hak sahibinin eline geçer, o da müteahhide peşinat veya senet karşılığı verirdi. Müteahhit aldığı bu avansla gidip başka arsalar alır veya lüks harcamalar yapar, asıl inşaatın betonu dahi dökülmeden iflas ederdi. Yeni yönetmelikler bu "ön ödeme" hastalığını kökten kazımak için "Blokeli Hakediş" ve "Teminat Mektubu" ikilisini devreye sokmuştur.
Teknik, hukuki ve finansal incelemelerden geçen vatandaşların banka kredisi onaylandığında, tahsis edilen (örneğin) 3.000.000 TL'lik fon, ne vatandaşın günlük kullanım hesabına ne de müteahhidin ticari hesabına peşin olarak aktarılmaz. Bu devasa meblağ, projenin bitimine kadar banka nezdinde açılan ve devlet kontrolünde olan özel "blokeli hesaplarda" donmuş halde tutulur.
Para, sadece ve sadece sahada gerçekleştirilen somut fiziki ilerlemeye göre serbest bırakılır:
Bu sistemin sadece vatandaşı koruduğunu düşünmek eksik bir okuma olur. Piyasada dürüst çalışan, sermayesi olan ancak ekonomik dalgalanmalarda tahsilat riski yaşamaktan korkan kaliteli müteahhitler için bu sistem eşsiz bir güvenli limandır.
Normal şartlarda müteahhit, vatandaşın (malikin) ödeme gücüne güvenerek işe başlar. Ancak enflasyonist süreçlerde malik işsiz kalabilir, ödemelerini durdurabilir, inşaatın nakit akışını felç edebilirdi. İADŞP modelinde ise fon kaynağı doğrudan Dünya Bankası ve garantör bankalardır. Müteahhit şantiye kurup işini ilerlettiğinde, hakediş parasının devlet/banka blokeli hesabında hazır olduğunu bilir. Tahsilat riski matematiksel olarak "sıfıra" inmiştir. Müteahhitler projeyi finansal kaygı duymadan, planlanan hızda, kesintisiz bir nakit akışı ile bitirmeye odaklanabilirler.
Hakediş sistemiyle sağlanan güvenlik ağı, yasal bir prangayla daha da perçinlenmiştir. Resmi Gazete ve ilgili bakanlık tebliğlerine göre, 2 Eylül tarihinden sonra kentsel dönüşüm kapsamında inşaat ruhsatı almak isteyen tüm yüklenici firmaların, projenin toplam "yapı yaklaşık maliyet bedelinin" belirli bir yüzdesini peşin olarak banka teminat mektubu şeklinde göstermesi veya Bina Tamamlama Sigortası yaptırması yasal olarak mecburi kılınmıştır.
Bu kademeli (regresif) düşüş, büyük ölçekli ve çok etaplı projelerde müteahhit firmaların finansal olarak kilitlenmesini engellemek için tasarlanmış akılcı bir ölçek ekonomisi uygulamasıdır. Ancak en temel gerçek şudur: cebinde veya bankasında milyonlarca liralık nakdi (teminatı) olmayan hiçbir firma, sadece "ben yaparım" diyerek ruhsat alıp temel kazısı yapamayacaktır.
Kentsel Dönüşüm 3.000.000 TL kredi kampanyasının, yerel standartların ötesinde bir boyuta taşınmasını sağlayan en kritik unsur Dünya Bankası'nın Proje bileşenlerine koyduğu zorunlu ekolojik ve sosyal şartlardır. Kredinin kullanılacağı her şantiye, rastgele yönetilen bir alan değil; Dünya Bankası'nın "Çevresel ve Sosyal Yönetim Planı"na (ÇSYP) sıkı sıkıya bağlı bir denetim sahasıdır.
İstanbul ili örneği başta olmak üzere hazırlanan ve uygulanması zorunlu olan ÇSYP dokümanları, projenin 2. Bileşenine odaklanarak alt projeleri (inşaatları) uygulayacak müteahhitleri ve taraf olacak hak sahiplerini yasal bir kıskaca alır. Klasik Türk şantiye kültüründe genellikle arka planda kalan ancak bu proje ile "kırmızı çizgi" haline gelen konular şunlardır:
Asbestli malzemelerin sökümü, molozların doğaya değil lisanslı döküm sahalarına nakli, toz emisyonlarının ve gürültü kirliliğinin minimize edilmesi. Şantiyenin çevresel tahribat yaratması durumunda ÇSYP ihlali gerekçesiyle hakediş ödemeleri askıya alınabilmektedir.
ÇSYP, şantiyedeki en ufak bir iş kazasını uluslararası raporlama standartlarına bağlamaktadır. İşçilerin baret, file, iskele standartları denetlenmekte; ölümcül veya ağır yaralanmalı kazalar doğrudan projenin finansal akışını tehdit eden "fesih" ve "cezai şart" sebeplerine dönüşebilmektedir.
İnşaat yapılan bölgedeki komşuların toz, gürültü, yol kapanması gibi şikayetlerini iletebileceği ve müteahhidin bunlara belli bir sürede çözüm bulmak zorunda olduğu paydaş katılımı toplantıları ve şeffaf iletişim kanalları oluşturulmak zorundadır.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının kurguladığı, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ile idare edilen ve Dünya Bankası tarafından fonlanan "İklim ve Afetlere Dayanıklı Şehirler Projesi", Türkiye Cumhuriyetinin kentsel dönüşüm tarihindeki en olgun, en garantörlü ve matematiksel olarak en kusursuz finansal destek paketidir.
Aylık %0,69 gibi son derece agresif bir düşük faiz oranı, 180 ay vadeli geri ödeme esnekliği, 1 tam yıl ödemesiz dönem ve azami 3.000.000 TL limit gibi eşsiz makro parametrelerle bezenen bu sistem, kentsel dönüşümü malik için "finansal bir kabus" olmaktan çıkarmış; %1,25'e varan enerji verimliliği ve tek ev faiz indirimleriyle de çağdaş, sürdürülebilir kentlerin önünü açmıştır.